|
Samsun Valisi CEBECİ EREN'İ örnek gösteriyor;
“Cahil bir köylü ile ormanı koruyamayız...”
08/08/2009 - 00:27
Samsun'da Vali ERTURUL CEBECİ'nin kaymakamlar toplantısındaki konuşmasında;
- Bildiğiniz gibi, her ilçeye 2 okul parası veriyoruz. Diğer ilçelerde birkaç okul yapılırken, Vezirköprü'de TURAN BEY'in gayreti ile her yıl 30 civarında okul yapılıyor.
Bu yöntem, niye diğer ilçelerde kullanılmıyor? Turan son derece başarılı bir idareci, görürsünüz yakında vali olacaktır. Deyince
Havza Kaymakamı Tevfik ÖZBİLGİN, söze karıştı:
- Ben de görüyorum çok çalışıyor çok okul yapıyor. Ancak vali olmak için, dağın, tepenin başına okul yapmak yetmez. Turan buralarda inşaat yapacağına, Ankara'ya gidip gönül yapmalıdır. Deyince Vali, hafif tebessümle;
- Hayır, hayır Tevfik öyle değil, bu memlekette çalışan, hak eden vali olur.
Görev yaptığım sırada ilçe merkezinde temeli atılıp bitirilen Jandarma binası, lojmanları YİBO, 100 yataklı Devlet Hastanesi ve diğer birçok kamu binası yapılmıştı.
Bir gün C. Savcısı Emin Özler'le oturuyoruz. Vali Bey aradı:
- Kaymakam Bey! Türk İdareciler Derneği tarafından bundan sonra her yıl yılın en başarılı yöneticisi seçilecekmiş. Yazı geldi. Bende seni Samsun' un adayı olarak gösterdim. Haberin olsun! Dedi.
Fakat o yıl ben kazanamadım.
Hâkim Adem Basmacı, bir gün yanıma gelerek bana:
- Kaymakam Bey! Siz Alan Köyü’ne, Devlet - Vatandaş işbirliği ile okul yapıyormuşsunuz. Traktörü olan traktörle, olmayan para yardımı yapıyormuş. Ancak köylü çok fakir olduğu için, evinin kerestesini getirirken, orman bakım memuru yakalamış. Ya bana para veririsiniz ya da hakkınız da tutanak tutarım. Demiş;
Tabi köylünün para verecek durumu yok. Ne yapayım. Dedi. Ben de Eğitim için çalışmalarınızı anlatarak, “Cahil bir köylü ile ormanı koruyamayız.” Dedim.
Hâkim Adem Bey:
- Kaymakam Bey! Çok güzel bu söyledikleriniz. Yazıya döküp bana verir misiniz? Bunları kararıma gerekçe yaparım.
Büyük bir zevkle dedim. Yazıp mahkemeye verdim. Hakim beraat kararı verdi.
YAYGIN EĞİTİM
Vezirköprü'de eğitim konusunda ele aldığımız sadece ÖRGÜN EĞİTİM değil YAYGIN EĞİTİME de çok önem veriyorduk.
İlçenin yüz binin üzerinde nüfusu ve çok köyü, mahallesi olması halkın büyük bir kısmının özellikle genç kızların okur yazar olmaması, HALK EĞİTİMİ çalışmalarımızın önemini daha da artırıyordu. Hem okuma yazma, hem biçki dikiş kursları ve diğer ELBECERİLİ kurslarının çok önemli olduğuna inanıyorduk. Her yıl yaptığımız planlarla, çok köy ve mahallede kurslar açıyorduk. Daha sonra yıl sonu sergilerine gidiyorduk. Orada el emeği göz nuru döken kızlarımızı kutluyor, Sevinçlerini paylaşıyorduk. (Sürecek) |